Digital Foxy

Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Günlüğü

Category Archives: Yazılar

Kaldığımız Yerden Devam…

Sevgili Dostlar,

Maalesef Ağustos 2015’den beri bloga bir şeyler karalayamadım.

Malum, aşırı yoğun geçen iş sezonu ve yeni projeler arasında sıkışıp kalmıştım.. Bu arada epeyce haber ve malzeme birikti.

Yavaştan kaldığımız yerden devam etmenin doğru olacağını düşündüm.

Evet! Başlayalım 🙂

***

İlk haberler benden.

Eylül ayında ilk müzik klibi dememem için kamera karşısına geçtim. İstanbul’lu rock müzik grubu Ars Longa’nın
“O Rüya” isimli şarkısı için Antalya ormanlarında ve sahillerinde bir deneme yaptım. Şubat sonu gibi klibi yayına vereceğiz. Şimdilik fragman ile idare etmenizi rica edeceğim.

IMG-20151011-WA0003

IMG-20151011-WA0002

AFİŞ-01

***

Fotoğraf dünyasında büyük bir atılım yapan SONY markası yıllardır makine tercihim oldu. Bu bağlamda sevgili dostum Erdem Sayıp (Sony Alpha Ürün Müdürü) vasıtasıyla Sony Alpha Türkiye Ailesi ile birlikte sunum, söyleşi ve ürün tanıtımı etkinliklerine başladık.

19 Eylül 2015 tarihinde C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesi’nin ev sahipliği yaptığı Sony Antalya Workshop’una katılanlar makinelerin üstüne teknolojisi ile tanıştılar.

İlk sunumum ise 7 Kasım 2015 tarihinde Sirkeci’de bulunan Sony Konsept Mağazasında gerçekleşti.
“Dijital Deneyler” isimli sunumda fotoğraf temelli dijital sanat çalışmalarımın yanı sıra, 360 derece sanal tur ve gigapixel çalışmalarımdan örneklere yer verdim.

IMG-20151107-WA0008-01

IMG-20151107-WA0028-01

IMG-20151107-WA0024-01

Ardından 26 Aralık 2015 tarihinde yine Sony Konsept Mağazasında 360 Derece Sanal Tur Atölyesi ile fotoğrafseverler ile bir araya geldik.

IMG-20151226-WA0007

IMG-20151226-WA0005

Aynı zamanda bir diğer örneği sadece Tokyo’da bulunan İstanbul Sirkeci Sony Konsept Mağazası için 360 derece sanal tur çalışması yaptım.

SONY02

Sanal Tur Sayfası: Sony Konsept Mağazası Sanal Tur

Sony ile hız kesmeden devam eden çalışmalarımızdan bir diğeri ise; Haliç’i gören bir açıdan A7RII makina + LA-EA4 adaptör + 70-400mm Sony G objektif ile 163 kareden oluşturduğum 3 gigapixel boyutundaki dev panorama oldu.

IMG-20151224-WA0005-01

IMG-20151224-WA0003-01

20151224_152530

golden-horn

GigaPixel Sayfası: Golden Horn Panorama

2016 yılında da hız kesmeden devam edecek etkinliklerimizden ilki 12 Ocak Salı akşamı, Türkiye’nin en önemli fotoğraf derneklerinden AFSAK’ta (Alanya Fotoğraf Sanatçıları Kulübü Derneği) gerçekleşecek.

AFSAK-AFİŞ

***

2015 yılının en güzel katkılarından birisi de, fotoğraf sayesinde yeni dostlar ile tanışmaktı.

4 Aralık 2015 günü Adana’da bulunan Fotoğrafya Derneği’ndeki değerli dostlar ile “Dijital Deneyler” sunumum sayesinde bir araya geldik.

IMG-20151205-WA0014

IMG-20151205-WA0008

IMG-20151205-WA0004

ADANA-AFİŞ

 ***

Havaların biraz soğumasından dolayı uçuşlara ara vermiş durumdayım ama ufak kaçamakları da ihmal etmiyorum tabiki.

pano184Feslikan Yaylası, Antalya, 90 Metre Havadan Çekim

***

Bu sıralar nn güzel haberlerden birisi de sevgili dostum Mustafa Gümüş’ün Sarıkeçililer ile ilgili olan projesinin Beyoğlu Sanat Galerisinde 19-31 Ocak tarihleri arasında yer alacak olması.

2013 yılında küratörlüğünü üstlendiğim bu muhteşem fotoğraf projesi, kültüre ışık tutan bir küllüyat niteliğinde.

19 ocak salı günü saat 17:00 de açılacak serginin açılış konuşması; 40 yıllık sanat yaşamında, 12 dile çevrilen öyküler; 30 kitap ve Türk Edebiyatından en çok uyarlanan 23 filmiyle Türk Sinemasına Ulusal & Uluslararası sayısız ödül kazandıran 32 senaryoya imza atan, yazar, öykücü Osman ŞAHİN yapacak.

İstanbul’dakiler kaçırmasın derim.

10414537_10207800843796516_6401938590629355915_n

***

2016 oldukça yoğun, yüksek tempolu ve enerjik geçecek gibi gözüküyor.

Blogu ihmal etmemeye özen göstereceğim söz 🙂

Siz de takip etmeyi ihmal etmeyin.

Sevgilerimle,
MUU

Ülkenin Zirvesindeki Sanal Tur Hataları

Bugün tesadüfen internette gazete sayfalarında gezinirken “Sarayı bir de bu açıdan görün” başlıklı habere tıkladığım zaman Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın web sitesi altında “Sanal Tur Uygulamasının” online olduğunu öğrendim.

Uzun yıllardır “panorama” üzerine çalışmalar yaptığım ve “sanal tur” üzerine yoğun olarak çalışmalar yürüttüğüm için hemen Cumhurbaşkanlığı’nın sitesinde soluğu aldım.

Siteye girdiğim zaman sanal turun haberi karşıma çıkmıştı bile!

00

Merakla “Sanal Tur” linkinden çalışmaya erişmeyi denedim fakat “loading…” bölümünün bitmesi biraz sürdü..

İkinci takılı kaldığım nokta ise, sanal tur çalışmasının bağlantı adresiydi: http://www.tccb.gov.tr/common/sanaltur/tur/index.html

Böylesine uzun bir adres yerine:

http://www.tccb.gov.tr/360 veya http://www.tccb.gov.tr/sanaltur
gibi kısa ve akılda kalıcı bir yol neden denememişler merak ettim.

Her neyse… Sonunda sanal tur sayfasına eriştim.

Dakika 1, Gol 1!

Binanın ana girişinin olduğu panoramada, sanal tur çalışmalarının en hassas noktası olan zemin bölümü tam bir acemi işiydi. Gelişi güzel bir yamalama!

01

02

Belki gözden kaçmıştır diyerek diğer panoramalara devam ettim ama bu sefer zemin dışında tavan bölgesinde ve duvarlarda “paralax” denilen birleştirme hataları tespit ettim.

03

04

05

06

Teknik hataların yanı sıra, sanal tur içerisinde Cumhurbaşkanlığı’na ait hiçbir logo v.s. olmaması, aksine çalışmayı yapan firmanın logolarının her yerde karşıma çıkması takılı kaldığım diğer noktalardan biriydi.

07

12

Fotoğraf kalitesi olarak da tatmin edici olduğu söylenemez. Kareler HDR’ye yaklaştırılmaya çalışılmış ama sanal turların vermesi gereken “gerçekçi” görüntü hissinden eser yok!

Zoom seviyesi çok düşük.. Zoom yapılınca netlik mi? O konuyu geçelim lütfen..

Işıklarda meydana gelen patlamaların telafi edilmemesi ile ilgili ise yorum yapmak istemiyorum.

09

10

Sanal tur çalışmasını yapan firmanın web sitesine girdiğim zaman “Biz Kimiz?” bölümünde sanal tur’un Türkiye’deki öncülerinden olduğunu belirten bir firma olduğunu gördüm. Bu da en şaşırtıcı noktalardan birisiydi!

11

Tahminimce ihale ile yaptırılan bu çalışmada, firmanın referans işleri; keşke bir uzman eşliğinde incelenseydi. Ülkemizde bu alanlarda ustalaşmış birçok akademisyen ve uygulamacı var neticede.

Üzülerek belirtmem gerekirse devletin zirvesi olan Cumhurbaşkanlığı için yapılan sanal tur, “sınıfta kalmış” bir çalışma.

Belki diyeceksiniz; takılma böyle ufak tefek hatalara…
Ama ne yazık ki, profesyoneller için hiç ufak değil bu hatalar!..

Esen Kalın.
M.Uğur Umay

Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri 2015 Finalistleri

SWPA_LOGO_COLOUR

Dünyanın en büyük fotoğrafçılık yarışması olan Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri 2015’de Profesyonel, Açık ve Gençlik kategorilerinde finale kalan isimler açıklandı. Geçtiğimiz yıl çekilen dünyanın en iyi çağdaş fotoğraflarının ödüllendirileceği 2015 yarışmasının katılımcı sayısı, 171 ülkeden 173.444 fotoğraf ile 2014 yılına göre %24 artışla yarışmanın sekiz yıllık tarihindeki en yüksek düzeyine ulaştı.

wpo_logo_-black_master

Dünya Fotoğraf Akademisi’nden bir uzman heyet tarafından, isim vermeden gerçekleştirilen seçmelerin ardından, dünyanın dört bir yanından geniş bir yelpazeye yayılmış profesyonel ve amatör fotoğrafçıların çektiği ilham verici, dikkat çekici ve düşündürücü çalışmalar ortaya çıkarıldı. 13 Profesyonel, 10 Açık ve 3 Gençlik kategorisinde, jüri üyeleri finale kalan fotoğrafçıların bilindik konulara karşı sergiledikleri cesur yaklaşımdan ve bu fotoğrafçıların jüri üyelerini bugüne kadar hiç görmedikleri görüntü ve hikâyeler ile şaşırtma yeteneklerinden son derece etkilendiler.

Aynı zamanda ödüllerin organizasyonunu da üstlenen Dünya Fotoğraf Organizasyonu’nun Kreatif Direktörü Speaking finale kalan fotoğraflar hakkında şöyle konuştu:

“Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri’nin amacı, fotoğrafçılık alanındaki yetenekli sanatçıları takdir etmek. Yarışmanın finalistleri, bir kez daha, hem günümüzün isim yapmış fotoğrafçılarının hem de bir o kadar önemli olarak, ödüllerle tanınırlık sağlama fırsatını elde edecek olan fotoğraf tutkunlarının canlılığını, çeşitliliğini ve becerilerini gözler önüne seriyor. Rekor sayıdaki katılımcı uzmanlardan oluşan jüri heyetimizin sırtına muazzam bir görev yüklese de, dünyanın en iyi fotoğraflarından bazının aralarında yer aldığı bu final listesini sizlere sunmaktan son derece gururluyuz.”

Ödüllerin Profesyonel kategorilerinde yer alan isimler, 25.000 ABD doları değerindeki ödülün yanı sıra prestijli L’Iris d’Or / Yılın Fotoğrafçısı unvanını da alabilmek için yarışacak. Gerek bu ödülü gerek tüm Gençlik ve Öğrenci ödüllerini gerekse 5.000 ABD Doları tutarındaki ödüle sahip olacak olan Yılın Açık Kategori Fotoğrafçısı ödülünü kazanan isimler 23 Nisan Perşembe günü Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri Gala Töreni’nde açıklanacak. Kazanan isimlerin tümüne Sony’den en son dijital görüntüleme ekipmanları da verilecek.

Ödül alan ve finale kalan fotoğraflar, 24 Nisan – 10 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sergilenirken Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri kitabının 2015 baskısında da yayınlanacak. Fotoğrafların basımı, yarışmanın resmi sergi matbaası theprintspace tarafından gerçekleştirilecek. Biletler,www.worldphoto.org/2015exhibition adresinden rezerve edilebiliyor. Sergi aynı zamanda Fotoğrafçılığa Üstün Katkı ödülü sahibi Elliott Erwitt’in fotoğraf, kitap ve filmlerinin yer aldığı bir gösterime olacak.

Finale kalan fotoğraflar press.worldphoto.org adresinden veya Image.net üzerinden indirilebiliyor. Sadece Açık ve Gençlik kategorilerindeki fotoğraflar tüm fotoğrafların üzerinde tanıtım bilgilerini de bulundurarak sosyal medya platformlarında kullanılabiliyor. Yarışmayla ilgili güncel bilgileri #SWPA etiketi ve @WorldPhotoOrg Twitter hesabından edinebilirsiniz.

Finale kalan fotoğraflardan bazıları:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Türkiye’de Dijital Sanat

Göl Evi

1961’den kalma eski bir yapının içine konumlandırılan 44 odalı Lake House Hotel, mimarlık ofisi Mapos ve Tag Collective iş birliği sayesinde 80’lerin havasını taşıyan modern bir stile sahip. Mirror Nehri’nin tam kenarında konumlandırılan ve etrafı huş ağaçlarıyla kaplı bu nefis butik otel müşterilerine ormanda yürüyüş fırsatı da sunuyor.

Adının “göl evi” olması da insanın içini açan sıcacık ve samimi havasından geliyor. Dış kısmı kadar iç kısmında da rustik dokunuşlara yer verilen otel keyifli bir haftasonu için iyi bir fırsat.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Time “Bülent Kılıç” dedi..

Dünyanın en prestijli dergilerinden “Time”, 2014 yılının en başarılı foto-muhabirini Bülent Kılıç olarak belirledi.

page_time-turk-gazeteciyi-yilin-fotografcisi-secti_332896371

Çalışmaları ile Time editörlerinin hayranlığını kazanan Kılıç, AFP (Agence France-Presse) için çalışıyor. Yıl boyunca Ukrayna, Soma ve Kobani’de fotoğraf çeken başarılı foto-muhabir, Berkin Elvan’ın cenazesinde yaşanan polis vahşetini de fotoğrafladı.

Ukrayna’daki olayların kariyerinde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kılıç’ın, Soma’da çektiği madenden çıkarılan oğlunu öpen babanın fotoğrafı ise ses getiren karelerden bir diğeri.

Bu yıl içinde Sincar bölgesine gidemediği için oldukça üzüldüğünü belirten Kılıç, bu hayal kırıklığını giderebilmek için Kobani’ye ağırlık vermiş ve Kobani’deki bir hava saldırısını 400mm objektifi ile bir köy evinin çatısından fotoğraflamış.

Ülkemiz adına gurur duymamız gereken başarılardan biri daha…

Bülent Kılıç Hakkında:
1979 yılında Tunceli’de doğdu. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünü bitirdi. 2003 yılından bu yana AFP’de (Agence France-Presse) foto muhabir olarak çalışıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

 

Contemporary İstanbul’14

Çağdaş Sanat Dünyasının sıkı bir takipçisi ve icracısı olarak her sene olduğu gibi bu sene de soluğu Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Contemporary Istanbul 2014 fuarında aldım.

Bu sene hem gözlem, hem de iş bağlantıları olarak plan ve program yaptığımdan dolayı, oldukça yorucu ve tempolu bir fuar macerası geçirdiğimi söylemeliyim.

Şimdi fuar gözlemlerime geçelim:

ci'14 (62)

ci'14 (0)

***

Öncelikle belirtmem gerekli ki; Contemporary Istanbul organizasyonu Türkiye’nin Çağdaş Sanata açılan çok önemli bir kapısı. Hem sanatçıları desteklemesi hem de koleksiyonerleri buluşturması bakımından cezbedici bir özelliğe sahip. Fuarı organize eden yönetim kurulu, sponsorlar ve diğer oluşumlar, sanat adına oldukça büyük bir işe el atmış durumdalar. Fuarın her sene git gide büyümesi ve gelişme göstermesi ise, bir diğer güzel konu diyebilirim.

ci'14 (53)

Şimdi fuarı istatistiksel olarak inceleyelim:

-9.yılını kutlayan Contemporary Istanbul’14 77.000 (Yetmişyedibin) kişinin ziyaretine uğradı. Geçen seneye göre 10.000 kişi fazla. Bu artış bir nebze olsun çağdaş sanata olan ilginin arttığını gösteriyor.

-Toplam 17bin metrekare alanda 190 Milyon Lira değerinde eser sergilenmiştir.

-23 Ülke, 520 Sanatçı, 108 Galerinin katılımının yanı sıra, 340’ı fuar yönetimi tarafından davet edilen bine yakın koleksiyoner, yabancı akademisyenler ve 8 ayrı müze yönetimi fuarı ziyaret etti.

-Jaume Plensa’nın 230 bin avro değerindeki “Sanna’s Dream” adlı heykeli, Ergin İnan’ın 180 bin dolar değerindeki “Öte Dünya Kapıları” adlı eseri, Alex Katz’ın 62 bin avro değerindeki “Red Hat Sunrise” ve Yayoi Kusama’nın 70 bin avro değerindeki “Dots Obsession” tablosu satılan önde gelen eserler arasında yer aldı.

-Nuri Bilge Ceylan’in 20 fotoğrafı, Emmanuel Fremin Gallery’nin Melissa Mızraklı’nın 20 eseri, Andipa Gallery’nin sergilediği Slinkachu’nun tüm eserleri de fuarda alıcı buldu.

– NoHLab/Musion ’in 35.000 € değerindeki In-ter-sec-tion  Rules isimli hologram işi Türkiye’de satılan en yüksek bedelli yeni medya işi oldu.

-Sergilenen eserler 2014 yılında gerçekleşen uluslararası fuarların ortalama satış değerlerinin % 30 üzerine çıkarak  % 72 olarak gerçekleşti. Bu oran 9.cu yaşında Contemporary İstanbul’un vardığı en yüksek seviye oldu.

ci'14 (36)

ci'14 (20)

CI Dialogues konferans programı kapsamında “Yeni Medya Galerisi Yönetimi”, “Gelecek bugündür- Çin’den Çağdaş Sanat”, “Çağdaş Sanatın Bugünü ve Yarını”, “Gelecek Nasıl Biriktirilir?” konuları tartışıldı.

Bu sene en güzel gelişmelerden birisi de CI Editions’du. CI Editions sınırlı sayıda üretilen özel edisyonları sundu. Hale Tenger’in Ayyy yıldız.’ı heykeli, Buğra Erol’un Evinde gibi Hisset 1’i, Fırat Engin’in Untitled objeleri, Orhan Cem Çetin’in fotoğrafları, Ali Emir Tapan, Ardan Özmenoğlu’nun One &Only isimli ipek baskısı, Ahmet Polat ve Sıtkı Kösemen’in fotoğrafları, Erdoğan Zümrütoğlu’nun triptiği özel edisyonlu eserler olarak sergilendi. Mustafa Horasan, Gözde Türkkan, Book Lab, Seçkin Pirim, Ahmet Duru, Selçuk Ceylan, Özlem Günyol & Mustafa Kunt, CI Editions’a özel edisyon üreten sanatçılar arasında dikkat çekenlerdi.

CI Editions, fuar sonrasında müze mağazalarında, konsept mağazalarda ve online olarak sunulmaya devam edecek. Fuar alanında gördüğü ilgiden sonra CI Editions, önemli sanat fuarlarına şimdiden katılım için davet aldı.

ci'14 (56)

Plugin Istanbul Yeni Medya Bölümünde ses ve ışık enstalasyonları, etkileşimli ve jeneratif sanat projeleri, iç mekan mapping projeleri, hologram işleri ve video sanatı özel bir seçki ile sergilendi.

ci'14 (60)Ansen Atilla ile..

Dikkat çeken işler arasında Ouchhh’un dijital görselli odası, NOHlab ve Musion’ın hologram görüntüleri, MOCC’un gerçekleştirdiği ve küratörlüğünü Lanfranco’nun yaptığı “National Panties” isimli sergi, Paul Myoda’nın mekanik enstalasyonları ve Zimoun’un ses enstalasyonu yer aldı. Plugin Stage’de konuşma ve gösterimler yer aldı. Candaş Şişman, Deniz Kader, Ozan Türkkan’ın sanatçı konuşmaları ile beraber Mimarlık ve yeni medya, sanat olarak video oyunları, yeni medya işlerini saklamak ve korumak gibi yeni medya ve yardımcı öğelerinin masaya yatırıldığı bir konuşma programı yer aldı. Yeni medya koleksiyonerliği oturumunda Borusan Holding CEO’su Agah Uğur konuştu.

ci'14 (69)Ünlü Alman Ressam Thitz ile…

Bir başka yenilik olarak, Charlie Stein, Ali Emir Tapan, Mehmet Ali Uysal, Lukas Ulmi, Fani Zguro, Ansen, Liu Dao, Orhan Cem Çetin ve Voldemars Johansons, her 90 dakikada, bir sanatçının solo şovuna yer veren Contemporary Istanbul Program Direktörü Marcus Graf’ın küratörlüğünü yaptığı “CI 90 Minute Shows”a katıldı.

Oldukça tempolu geçen Contemporary Istanbul’un önümüzdeki sene ne gibi güzellikler getireceği şimdiden merak konusu.

ci'14 (45)

Sanatla kalmaya devam edin,
MUU

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dejavu “Savaşın Kalıntıları”

Siber uzayın bereketli mahsüllerinden ‘Video sanatı’

Yaratıcı Fotoğrafçılığın Estetik Dili ve Gerçekliğin Yok Oluşu

River Side House

Mimari alanındaki sıradışı örnekleri yakından takip etmeye devam ediyorum.
Bu sefer karşıma çıkan proje gerçekten minimalistliği, estetik ve zeka ile birleştirmiş bir sonuç.

River-Side-House-5

Tokyo’da nehir kenarına konumlandırılmış, Mizuishi Mimarlık Atölyesi tarafından tasarlanan River Side House (Nehir kenarı evi) estetiğiyle ve ilginçliğiyle mimari alanda çok fark yaratacak bir minimalist ev projesi. Oldukça kısıtlı bir alan içerisine yapılan projeyle mekandan tasarruf ilkesinin en iyi örneklerinden birini görüyoruz. Toplamda 29 metrekareden oluşan iki katlı ev, dört kişilik bir çekirdek ailenin yaşam sürebileceği şekilde dizayn edilmiş. Yatak odası, mutfak ve oturma odası dışında üst katta bir de çocuk oyun odası bulunuyor. Gerek kullanan malzemelerle gerekse yerleşim planı ve eşya seçimiyle modernize edilmiş evin her bir köşesi post-modernlikten uzak, çağa uygun bir hava içerisinde. Bunların dışında iç mekan renginin beyaz olması insanın içini ferahlatıyor ve eve daha çabuk ısınmayı sağlıyor. Evin dış kısmına gelirsek, donukluğu ifade eden metal yüzeylerle karşılaşmamıza rağmen kahverengi dış cephe kaplamalarının metal gri rengin donukluğunu bastırdığını söyleyebiliriz. Ama bir gerçek var ki iç mekan, dış mekana nazaran daha sıcak ve canlı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

 

Makinelerin Retro Çağı

Fotoğraf dünyasında amatör makine ile başlayıp DSLR makinelere terfi eden, zamanla onlarca objektif ve diğer yardımcı ekipmana sahip olan, kısacası fotoğraf kaderi birbirine benzeyen binlerce kişi olduğunu tahmin etmek o kadar da zor olmasa gerek. 90’lı yıllardan başlayarak günümüze kadar olağanüstü bir hızda gelişme gösteren DSLR Fotoğraf Makine Teknolojisi son zamanlarda farklı bir çağı yaşıyor. Hepimizin bildiği üzere DSLR makine mantığı SLR’nin elektronikleştirilmiş hali. Hatta ve hatta DSLR modellerdeki çeşitlilikler günümüzde göz kamaştırıcı sonuçlar meydana getirmekte. Özellikle Nikon ve Canon markalarının en üst sınıf makineleri, boyut olarak oldukça iddialı görünüme sahipler. Fakat son dönemlerde farklı bir yol takip eden üreticiler, artık geçmişe biraz göz kırpmak gerektiğini düşünmüş olmalılar ki; tüm teknolojilerini ufak ve kolay taşınabilir makinelere aktarmaya başlamış durumdalar. Bu bakış açısı aynı zamanda “aynasız kültürünü” tetiklemiş oldu. Aynasız makineler ile ilgili artık sıkça seminerler ve söyleşiler düzenlenmekte. Bu alandaki hızlı ve güzel gelişmeleri takip etmek hayli zorlaşmaya bile başladı… Hal böyle olunca bu yazıyı Retro Çağın aynalı ve aynasız makineleri için kaleme almaya karar verdim.

***

İlk olarak kendi tercih ettiğim marka olan Sony’nin yeni amiral gemisi A7 ile başlıyorum:

Sony’nin Alpha Serisinden tanıttığı yeni dijital fotoğraf makineleri dünyanın değiştirilebilir objektifli en küçük ve en hafif gövdeli Full Frame modelleri olma özelliği taşıyor. Fotoğraf tutkunları ve profesyonel fotoğrafçılar tarafından büyük bir merakla beklenen yeni Sony Alpha A7 dijital fotoğraf makinesi yaratıcılık, kişiselleştirilebilme ve rahat taşınabilirliğin eşsiz ve mükemmel bir kombinasyonunu temsil ediyor. 24.3 megapiksel efektif çözünürlüklü ve 35mm Exmor CMOS görüntü sensörüne sahip olan Sony Alpha A7 dijital fotoğraf makinesinde yenilikçi ve hızlı yapıdaki Hibrit AF otomatik netleme sistemi kullanılmış.

(Parantez içinde belirtmem gerekiyor ki A7 gerçekten Sony’nin Alpha serisindeki Nirvana’ya ulaştığı nokta.)

ILCE-7_wSEL55F18Z_right-1024_verge_medium_landscape

Full Frame bir model olan Sony Alpha A7’de yeni ve güçlü BIONZ X işlemci, hızlı AF otomatik odaklama performansı, rahat ve berrak görüntülü XGA OLED Tru-Finder vizör, Full HD 60p video kayıt, Wi-Fi kablosuz bağlantı, NFC Yakın Saha İletişimi ve toz ile neme karşı dayanıklı gövde yapısı gibi gelişmiş görüntüleme özelliklerine yer verilmiş. Yeni Alpha A7 fotoğraf makinesi sağlam ve dayanıklı magnezyum alaşımlı gövdesi ile toz ve nem geçirmediği gibi zorlu koşullarda da rahat ve sorunsuz fotoğraf çekimine olanak tanıyor.

Full Frame fotoğrafçılığa giriş için ideal bir model olan Sony A7 dijital fotoğraf makinesinde 24.3 megapiksel efektif çözünürlüklü Full Frame Exmor CMOS görüntü sensörü ve güçlü yeni BIONZ X model işlemci kullanılmış. Sony Alpha A7 fotoğraf makinesi Fast Hybrid AF otomatik odaklama sistemi ile faz ve kontrast tespitli netlemeyi bir araya getirerek çekimlerde netleme işlemlerinin hızlı ve hassas şekilde gerçekleştirilmesini sağlıyor. Durmaksızın AF takipli otomatik netleme eşliğinde saniyede 5 kare çekim yapabilen Sony Alpha A7 sporcular, vahşi yaşam görüntüleri ve oyun oynayan çocuklar gibi hızlı hareket eden konu ve nesneleri rahatlıkla fotoğraflayabilme imkanı veriyor.

ILCE-7R_wSEL35F28Z_top-560

***

Bakalım Nikon neler yapmış:

Nikon Df Nikon retro tarz yeni üst seviye dijital SLR fotoğraf makinesi Nikon Df’yi Kasım 2013’de duyurdu. Nikon Df ikonik 35mm filmli fotoğraf makinelerinin görünümünde en son profesyonel modellerde kullanılan teknolojiyi gövdesinde barındıran bir fotoğraf makinesi. Hem şekil hem özellikler açısından fotoğraf tutkunluğunun bir ifadesi olan Nikon Df DSLR fotoğraf makinesi retro tarzının yanı sıra Nikon’un amiral gemisi D4’te kullanılan aynı görüntü sensörüne sahip olasıyla dikkat çekiyor. Nikon Df fotoğraf makinesi benzersiz dinamik alan ve ışık hassasiyet değerleri ile öne çıkıyor. Nikon’un bugüne kadarki en hafif FX format modeli olan Nikon Df üst seviye bir Nikon fotoğraf makinesinin dayanıklılığına ve kullanım özelliklerine sahip.


Yeni Df fotoğraf makinesinin kalbinde 16.2 megapiksel çözünürlüklü FX format CMOS görüntü sensörü ve EXPEED 3 görüntü sensörü bulunuyor. Böylesine üstün teknolojik özelliklerin bir araya geldiği Nikon Df dijital SLR fotoğraf makinesi her türlü ışık ve aydınlatma koşulu altında yüksek bir görüntü kalitesi sunmasıyla dikkat çekiyor. Nikon Df ile yüksek ISO değerlerinde dahi doğal renk doygunluğunda ve tonlarında dijital fotoğraflar elde ediliyor. Nikon Df fotoğraf makinesinin ışık hassasiyeti ISO 204,800 değerine kadar yükseltilebiliyor.

intro


Nikon Df’nin 3.2 inç (8 cm) büyüklüğündeki 921k nokta çözünürlüklü LCD ekranı geniş görüş açısı ve güçlendirilmiş cam malzemesi ile güven veriyor. Parlak, net ve canlı görüntüler sunan bu LCD ekranda çeki yapmak kadar çeki sonrası fotoğraf ve videoları izlemek de keyif veriyor. Live View canlı ön izleme modunda çekim yapıldığında 1:1 ve 16:9 görüntü oranlarına göre kılavuz çizgileri ekranda belirerek kullanıcının kompozisyon oluşturmasına yardımcı oluyor. Ayrıca cihazın kontrast tespitli AF otomatik netleme sistemi de işlevsellik, hassasiyet ve hız anlamında geliştirilmiş. Buna ilave olarak manuel çekim modunda fotoğraf çekerken ön izleme tuşuna basmak suretiyle pozlamayı onaylayabiliyorsunuz.

Nikon_Df_price_release_date_specs_Df_SL_back

***

Olympus İddialı:

Olympus 40 yıllık bir geçmişe sahip olan OM serisi modellerini Olympus OM-D dijital fotoğraf makinesi ile yeni nesillere taşıyor. Olympus E-M5 olarak da bilinen Olympus OM-D dünyanın 5 eksenli görüntü sabitleme teknolojisine sahip ilk dijital fotoğraf makinesi olma özelliği taşıyor. Olympus OM-D fotoğraf makinesinin 5 eksenli görüntü sabitleme özelliği dijital fotoğraf ve video görüntü kaydederken cihaz ve kullanıcını hareketlerinden kaynaklanan bulanıklık etkisini daha önce hiç olmadığı kadar etkili biçimde azaltıyor. Ayrıca Olympus OM-D değiştirilebilir objektifli modeller arasında en hızlı otomatik netleme yapabilen dijital fotoğraf makinesi olma iddiası da taşıyor.

OMD_best_s_lens-b_XL

Yeni Olympus OM-D fotoğraf makinesinin otomatik netleme özelliği Olympus PEN modellerinde bulunan inanılmaz hızdaki Fast AF sisteminin geliştirilmesi ile elde edilmiş. Yenilikçi özelliklerle süslenen Olympus OM-D dijital fotoğraf makinesinde 16,1 megapiksel çözünürlüklü bir Live MOS görüntü sensörü eşliğinde TruePic VI görüntü işlemci bulunuyor. Ayrıca Olympus OM-D fotoğraf makinesinin 1,44 milyon nokta çözünürlüklü elektronik vizörü kullanıcıların parlaklık ve renk tonlarını birebir ekran üzerinden gerçekleştirmesine imkan tanıyor. Olympus OM-D dijital fotoğraf makinesinin magnezyum alaşımlı gövdesi toz ve kir tanecikleriyle su sıçramasına karşı da dayanıklı şekilde tasarlanmış.

Olympus_OM-D_E-M5_9

***

Fujifilm Atağı:

X-Sistem fotoğraf makineleri ile 2013 yılı içerisinde oldukça büyük bir başarı yakalayan Fujifilm, 2014 yılında da boş durmayarak uzun zamandır bilgileri gelen suya ve toza karşı dayanıklı aynasız fotoğraf makinesi X-T1’i resmen kullanıcıların beğenisine sundu.

Tasarımsal olarak serinin hatlarına sadık kalınarak retro bir çizgi ile hazırlanan Fujifilm X-T1, X-Mount bağlantı yapısıyla XF serisi lens modellerini aktif olarak kullanabiliyor. 129 x 90 x 47mm boyut ve 440 gram ağırlığındaki magnezyum / alüminyum karışımı gövdesi 75 noktadan suya ve toza karşı dayanıklı olarak geliştirilen fotoğraf makinesi, bu sayede her türlü ortam şartında (-10 derece) üst düzey bir çalışma performansı vaat ediyor.
03
Teknik olarak 16.3MP APS-C X-Trans CMOS II sensör, güçlü EXR II görüntü işlemcisi, 0.5 saniye açılma, 0.08 saniye otomatik netleme, 0.05 saniye deklanşör gecikmesi, 0.005 ve 0,05 saniye çekim aralık süreleri, saniyede 8 kare seri çekim hızı, 200-6400 ISO (100-25600 arttırılmış) aralığı, 2.36 milyon nokta OLED elektronik vizör (0.77x büyütme değeriyle dünyanın en yükseği), 3-inç 1040K LCD ekran, 30 – 1/4000 enstantane hızı, 1/180 flaş senkronizasyon hızı ve 1920 x 1080 piksel yani Full HD 60p / 30p video (H.264) çekim kapasitesi gibi özelliklere sahip olan Fujifilm X-T1, NP-W126 bataryası ile CIPA standartlarına göre 350 fotoğrafın altından kalkabiliyor ve isteğe bağlı olarak harici olarak satılan VG-XT1 model isimli batarya kulpu (Battery grip) ile elde edilebiliyor. Çektiği görüntüleri SD / SDHC / SDXC (UHS-II) hafıza kartlarına aktarabilen makine, ayrıca dahili Wi-Fi bağlantı teknolojisiyle hem kablosuz kontrol hem de veri aktarımı yaparak faydalı bir yapı ortaya koyuyor.
fujifilm-xt1-3
***
Samsung Boş Durmuyor:
Samsung Electronics, NX serisinin yeni amiral gemisi olan NX300 ile kompakt sistem fotoğraf makinelerinde yenilikler sunmaya devam ediyor. Samsung, NX 45mm F1.8 2D/3D objektif ile hem fotoğraf hem de mükemmel 3D kalitesinde Full HD film çekimi yapabilen ilk objektifli 3D sistemi ile sektörde fark yaratıyor. Samsung 45mm 2D/3D objektif tüketici elektroniği sınıfındaki fotoğraf makinelerinde dünyanın ilk 3D fotoğraf ve video çekebilen tek objektifli sistemi olarak heyecan verici görüntüleme olanakları sunuyor. Hem fotoğraf çekebilen hem de 1080p full HD video kaydı yapabilen Samsung NX300 ve 45mm 2D/3D objektif kiti, 3D hareketsiz fotoğrafı ve 3D filmi destekleyen tek kompakt sistem fotoğraf makinesi.
NX300-brown_2
NX300 aynı zamanda Samsung’un tüm NX objektif serisi ve standart profesyonel aksesuarları ile uyumlu olduğundan, mükemmel çekim için çaba harcayan kullanıcılara benzersiz seçenekler sunuyor. NX300’ün olağanüstü görüntüleme performansının arkasında, sahip olduğu yeni 20,3 megapiksellik APS-CMOS sensörü bulunuyor. Yüksek kalitede ayrıntılı görüntüler yakalayabilen bu sensör, tüm ışık koşullarında keskin, canlı ve net görüntüler sunuyor. Sahip olduğu geniş ISO aralığı (ISO100-25600) performansı daha da ileri bir noktaya taşıyarak kullanıcılara en karanlık ışık şartları altında bile dengeli resimler çekme olanağı sunan NX300, yeni Hibrit Otomatik Odaklama (AF) sistemi ile de hızlı ve hassas bir faz ve kontrast algılaması sağlıyor. Ayrıca NX300’de bulunan 1/6000 saniyelik deklanşör hızı ve saniyede 9 karelik sürekli çekim modu ile çekim yaparken bir anı bile kaçırmazsınız.
NX300’in sahip olduğu 84mm (3,31”) AMOLED ekran ile fotoğraf çekmek ve çekilmiş fotoğrafları incelemek bir zevk haline geliyor. Hibrit dokunmatik ekran ve 5 yönlü tuş arayüzü ile basit ve sezgisel bir kullanıma sahip olan NX300’ün bükülebilir ekranı olağanüstü dar veya geniş açılardan çekim yapabilmenizi ve dünyayı kendi seçtiğiniz açıdan yakalayabilmenizi sağlıyor. Samsung’un başka yerde bulunmayan ve kendi geliştirdiği DRIMe IV görüntüleme motoru hız ve görüntü kalitesi konularında olağanüstü gelişmeler sunuyor. DRIMe IV görüntüleme motoru daha iyi bir renk canlandırması ve daha büyük bir gürültü giderme sağlarken, Samsung’un yeni 45mm 2D/3D objektifi ile bir arada kullanıldığında hem 2D hem de 3D olarak 1080p Full HD video kaydı desteğini de sunuyor.
NX300_021_Dynamic14_black
Samsung NX300’deki SMART CAMERA Wi-Fi bağlantısı kullanıcılara çektikleri fotoğrafları anında ve güvenli bir şekilde fotoğraf makinelerinden akıllı telefona veya tablete iletme olanağını sunuyor. Bir akıllı telefonu fotoğraf makinesine bağlamak için gereken tek şey, hem Android hem de iOS tabanlı uygulama mağazalarından sağlanabilecek Samsung SMART CAMERA Uygulamasını telefona veya tablete indirmek ve fotoğraf makinesiyle güvenli bir bağlantı oluşturmak için gereken basit adımları uygulamak.
***
Görüldüğü gibi Retro Çağ kendini geliştirmeye devam edecek gibi duruyor.
DSLR hantallığından sıkılmış olan kullanıcılar için ideal bir seçim olabilir.
En güzel kareleri yakalamanız dileğiyle.
Sevgiler.
MUU

 

Antalya’nın Kanayan Yaralarına Benden Bir İlave!

Merhabalar,

Bugün güneşli havanın güzelleştirdiği bir gündü.. Cumhuriyet Meydanındaki havuzun üst kısmına doğru merdivenleri tırmandım ve belediyenin açık hava sergi alanında bir süre önce sona eren “Antalya’nın Kanayan Yaraları” isimli fotoğraf yarışmasında derece ve sergileme alan fotoğraf karelerine rastladım. Belediyenin düzenlediği bu yarışmaya sosyal medyada denk gelmiş ve çok fazla ilgilenmemiştim. Yapı olarak fotoğraf yarışmaları ile çok fazla ilgilenen birisi değilimdir, ama bu seferki ilgimi çekmişti.

Ama farklı bir sebepten!

2014-03-22 17.10.39

***

Fotoğrafların sergilendiği açık hava galerisi güzel bir düşünce ile oraya yapılmış ama, Antalya gibi yılın büyük bir kısmını yoğun güneşli geçiren bir şehir için ideal bir çözüm değil açıkçası. Nedenini birazdan anlayacaksınız…

Bugün tüm panoları gezdim ve hem Antalya adına hem de yarışmaya katılan arkadaşlar adına çok üzüldüm. Bunun sebebi ise ucuz baskı ve sergileme tarzıydı.

PhotoGrid_1395517261844

Basit bir fotoblok yüzeye sıvanmış fotoğraflar hem güneşten, hem de havasız ortamdan dolayı üst ve alt köşelerden bükülmeler yapmıştı.

Baskılardaki renklerin cansızlıkları da cabası! Yanlış mat baskı seçimi ise konuya noktayı koymuş gerçekten.

Çok yazık.

PhotoGrid_1395517292633

PhotoGrid_1395517321834

Eserlerin pano içine asılması; basit bir ip ve kimisinde misina ile sağlanmış. Köşelerden yapıştırma sistemi denenmiş olsaydı belki de bir nebze olsun sergi kurtarılabilirdi.

Sergi hazırlamanın zorluklarını çok iyi bilen birisi olarak, bu kadar mühim bir konuya dair yarışma etkinliğinin, böyle bir sergiyi hak etmediğini düşünüyorum.

Derece alan ve sergilemede yer alan tüm arkadaşları tebrik ederim.

Sevgi ve saygı ile.
MUU

Nikon’un Yeni Amiral Gemisi

Merhaba sevgili fotoğrafsever arkadaşlarım,

Piyasaya her çıkan yeni ürün ister istemez “yakın takipte olan” bizleri heyecanlandırmıyor değil..

Bir süredir kulislerde ismi dolaşan yeni Nikon Modeli, firmanın Ocak ayında ABD, Las Vegas’ta sergilediği ama henüz teknik detaylarını vermediği D4S.

Model artık tamamen resmileşti ve Mart ayında satışa çıkacak.

Nikon-D4s-image

Önceki model D4 ile hemen hemen aynı gövdeye sahip olan D4S’in farklılığı teknik özelliklerde ortaya çıkıyor.  16.2 Megapiksel çözünürlük sunan D4S, Expeed 4 imaj sensörü kullanıyor. FF (Tam Kare) CMOS (36 x 23.9 mm) sensör çok daha iyi düşük ışık performansı vaat ediyor. ISO değeri önceki modelden farklı olarak 409.600′a kadar çıkabilen fotoğraf makinesi, saniyede 11 kare fotoğraf çekebiliyor.

Full HD video kayıt özelliği bulunan bu yeni modele saniyede 60 kare kayıt özelliği eklenmiş (bir önceki modelde bu rakam en fazla 30′du) durumda.

nikon_d4S_haber

160 x 157 x 91mm boyuta, 1350 gram ağırlığa ve suya, toza, darbelere dayanıklı magnezyum alaşım gövdesi üzerinde %100 kapsama alanına sahip optik vizör, 3.2-inç 921 nokta LCD ve iki adet ekstra bilgi ekranı taşıyan yeni amiral gemisi, belirtildiği kadarıyla 400,000 perde ömrünün altından kalkabiliyor ve Nikon’un FX ve özel modlarla (2.7 kesme modu dahil) DX serisi lenslerini aktif olarak kullanabiliyor. Harici olarak satın alınan GPS ve Wi-Fi adaptörleriyle kablosuz bağlantı yeteneklerine de kavuşabilen fotoğraf makinesi, ayrıca Gigabit Ethernet (1000 Base-T LAN) temelinde eskiye oranla daha hızlı veri aktarımı yapabiliyor. D4S içerisinde aynı zamanda gerçek renk yakalama yeteneğiyle dikkat çeken Nikon’un özel “91,000-piksel RGB 3D Color Matrix Metering III” sistemi de kullanılıyor.

rear-1200

Nikon D4S’in gövde fiyatı 6.500$ olarak düşünülüyor.

Makine ile çekilmiş örnek fotoğrafları aşağıda görebilirsiniz:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yeni Yaşa İstinaden

20 Şubat sabahı annem ve babam doğum için hastaneye gittiklerinde henüz ismime karar vermemişler. Hastanenin giriş kapısında, yerdeki donmuş suyun içinde o dönemin büyük bir banknotu olan 50 lirayı babam buzu kırarak almış. İşte bu olay adımın “Uğur” olmasını sağlamış…

“Bir Ben Var Bende Benden İçeri” (Yunus Emre)

1614548_1469239349970791_86781035_o

Kendimi bildim bileli sanki benim dahi çözemedim gizli bir göreve sahiptim. Çocukluğun coşku dolu heyecanıyla bu görevi kimselere söyleyemiyor, içimde bir sır gibi saklıyordum. Hiçbir zaman doktorluk, mühendislik, kâtiplik gibi hayallerim olmadı çocukken… Müzik ile yaşımı tahmin edemediğim dönemlerde tanıştım. Babamın müzisyen olması ve ailenin diğer kalanının “kaliteli müzikten” anlaması bu tanışmayı sağladı. Hayatı bir sahne olarak algılamayı öğrendiğimde ise 10 yaşındaydım. 12 yaşıma kadar tiyatro oyunlarında hep “kötü” rolleri bana verdiler. Ama özümdeki iyilik hiç değişmedi. Daha sonra sürekli çizmeye başladım. Resim dersinde başarısız olan sınıf arkadaşlarımın ödevleri ile hep ben ilgilendim. Devamında hayatıma karikatür ile birlikte “sosyal düşünce gücü” dâhil oldu. O zamanlar 12-13 yaşında bir çocuğun siyasi ve sanatsal karikatürler çizebilme örneği, bugünlerde çok zor rastlanabilecek bir durum sanırım. Artık kendi gizli dünyamı keşfetmeye başlamıştım. O dünya içinde dolanıp dururken dışarıdan nasıl göründüğümün hiç farkında değildim. Ama insanların gözlerindeki korkudan ve sahip oldukları acımasız kınama duygusundan onların dünyası hakkında az çok düşünceye sahip olabilmiştim. İnsanların birbirlerine yaptıkları acımasızlıkların doğada eşi benzeri yoktu. Buna rağmen sanata küçükken ve henüz güçsüzken sarılmaya karar verdim. Ankara’nın kömür kokulu zamanlarının havasını soludum. Sanatı hayatımın merkezinden hiç ayırmamaya çaba gösterdim. Tamamıyla hayal dünyasında yaşayan, küçük çalışma odasında dünyaya ve çarpık düzene başkaldıran bir genç olarak yetiştim. Yazmaktan, çizmekten, müzik yapmaktan ve düşünmekten başka hiçbir silahım olmadı. Hiçbir siyasi topluluğa ait hissedemedim kendimi. Sanatı hiçbir zaman bırakamadığım ve daha çok önem verdiğim için bazı solcu arkadaşlarım tarafından çok kınandım. Ama aitlik hissinin zihnime hükmetmesine müsaade edemezdim. Ülkemi ve Mustafa Kemal’i sevmeyi hiç bir şeyle kıyaslayamadım. Hakkımı yedirmemeye çalışırken, başka haklara da hiç göz dikmedim.

13 yıl önce babamı kaybettiğimde hayatımın farklı bir dönüm noktasında olduğumun farkına vardım. Uzun süren “kendime gelme” evresinin sonunda beni hayata döndüren yine “sanat” oldu. Akdeniz’e, denize ve yeşile kendimi teslim etmeye karar verdim. Dürüst ve samimi bir sanat üreticisi olmak adına elimden gelen hiçbir şeyi esirgemedim. İnsanlara ellerinde tuttukları ama göremedikleri şeyleri göstermek için uğraştım. Yenilikçiliği benimsemiş biri olarak bunu sanatıma da yansıtmaya çalıştım. Düşüncelerimde de hep yenilikçi kavramlar yer aldı. Sahip olduğum yetenekleri ve sanatsal riskleri; hiçbir zaman, caddeler, binalar, arabalar arasında para, pul, unvan ve benzeri maddi kavramları acımasızca arayarak yok etmedim. Gerçek dostlarıma hep sahip çıktım. Gerçek dostlarım da hep bana sahip çıktı. Bu nankör dünyanın atmosferinde kimseye hesap vermemek adına direndim, direniyorum da…

Emanet olarak aldığımız nefesi, gün gelince iade edeceğimiz bu dünyada, bir kum tanesi kadar olduğumun farkındayım. Hayatı böyle görmemi sağlayan ailem ve yaşantıma büyük bir sevgi, anlam katan eşim benim en değerli varlıklarımdır.

Beni duyan, anlayan, destek olan ve en önemlisi bu yolda hep yanımda olsan siz dostlarıma ise minnet borçluyum.

Hasbelkader yaptıklarım ve söylediklerim içinde güzel ve kayda değer bir şey var ise bilin ki bu sizin gönlünüzün güzelliğidir. Tüm kusurlar ise bana aittir.
Esen kalın.

Ah Mine’l Aşk
M.Uğur Umay

Andrew Evans – Demolition Composites (Yıkım Kompozitleri)

Merhabalar sevgili dostlar,

Malum, C41 Atölyemiz hayatımıza girdiğinden bu yana biraz tempo kazandı gidişatımız. Blogu biraz ihmal etmemin de bahanesinin bu olduğunu söylesem doğru olur…

Tasarımlar, Demo işler, Projeler, Dergi yazarlığı, C41 derken gerçekten yorulduğumu fark ettim.

Neyse… Bu sefer de yorgunluğu bahane edip yazmamazlık etmiyorum.

***

Birbirinden güzel çalışmalara imza atam isimlerden biriyle daha devam ediyoruz:  Andrew Evans.

Aslında kendisi fotoğrafçı bir kişiliğe sahip değil. Bir mimar. Philadelphia’da yaşayan Evans, bina yıkımlarının sonucu ortaya çıkan beton kirliliğine çok çarpıcı bir şekilde yorum getirmiş. Double Exposure yönteminden esinlenen Evans, fotoğrafları dijital ortamda üst üste katmanlayarak yıkım aşamalarını farklı bir dille anlatmayı başarmış.

Genellikle “dökümantasyona” hizmet ettiğini düşündüğüm diğer fotoğrafları için flickr adresine göz atabilirsiniz: http://www.flickr.com/photos/werdsnave/

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sanatla Buluşma Noktasını Koyduk

Selam sevgili dostlar,

İki yazı önce kaleme aldığım konunun devamı diyebileceğimiz bu yazı, nihayetinde açılışını 11 Ocak Cumartesi akşamı gerçekleştirdiğimiz C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyemize dair.

***

Uzun sayılabilecek bir süredir içinde hem sanatçı, hem de sanatsever olarak bulunduğum sanat dünyasında, ideallerimden birisi de bir sanat atölyesi oluşturmaktı. Bu arzu artık beni yıllardır çalıştığım dış mekan çekimlerinden, fotoğraf dünyasının fizik alanı diyebileceğimiz stüdyo ortamına da taşıyacaktı. Nihayetinde benimle aynı arzuya, ideallere, dünya görüşüne ve sanat sevgisine sahip sevgili arkadaşım Volkan Sorkun ile bu yola beraber çıkmaya karar verdik.

1014404_1397444523840851_709705447_n

Bir aydır yoğun bir tempoda tüm tadilatını ve tamiratını kendimiz yaptığımız atölyemizi bir kutlama ile hizmete soktuk. Artık bir süreliğine panorama manzara, digital art ve diğer dış mekan çekimlerine ara verip, stüdyo kurgularımızın keyfini yaşayacağız..

C41-MEKAN-01

C41, fotoğraf hizmetleri ve kurumsal hizmetler sağlayan bir ajans olma özelliğine de sahip. Aynı zamanda bir eğitim merkezi. Çıktığımız bu yolda, eğitim anlamında yanımızda olan resim eğitmenimiz İlyar Şayık ve grafik tasarım eğitmenimiz Damla Yeğin de bizimle aynı heyecanı paylaşıyorlar. Atölyemizin sağladığı tüm “özel an fotoğraf çekimleri” ise son yıllarda başarılı bir çıkış yakalayan sevgili eşim Ayfer Umay’a ait. Kısacası hem işlerimiz hem de eğitimlerimiz titizlikle sunuluyor.

C41-MEKAN-03

Bu yolda yanımızda olan ve desteğini esirgemeyen tüm dostlarımıza ve ailelerimize minnettarız.

C41’i takip etmeye, sanat ile kalmaya devam edin.

Sevgiler
MUU

Atölyeden Görüntüler

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Açılış Gecemizden Görüntüler

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Açılış Gecesi Videosu

C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesi

Merhaba sevgili dostlar,

Uzun zamandır aklımda olan bir düşünceyi hayata geçirmiş olabilmenin mutluluğu ile başlıyorum.

Yaşamış olduğum Antalya’da geçmiş yıllarda büyük bir kültür-sanat boşluğu mevcuttu. Antalya, spor ve sanat şehrinden çok bir turizm şehri olarak benimsendiği için uzun yıllar bahsettiğim bu boşluk egemenliğini sürdürdü. Son bir kaç senedir ise güzel bir şekilde bu egemenlik yok edilmeye başlandı. Peşi sıra açılan sanat merkezleri, festivaller, organizasyonlar beni oldukça umutlandırdı ve umutlandırmaya devam ediyor. Altın Portakal ve Piyano Festivali dışında organize edilen diğer festivaller dikkat çekici bir hareketlilik sağladı. Siyasi kısmına hiç bulaşmadan Büyükşehir Belediyesinin icraatlerinden oldukça memnun olduğumu alnım açık söylüyorum. Kültür ve sanata ayrılan bütçenin artması gerçekten önemli bir adım.

***

Dedim ya, Antalya sanat şehri olamıyor… İşte bu kavramı yok edecek oluşumlara ihtiyaç var haliyle. Sanat kulüpleri, sanat merkezleri, sanatçı atölyeleri ve en önemlisi sanatçıların yanı sıra sanatseverler bu noktada çok önemli rollere sahipler.

Bu önemli rollerden birini de sanatçı arkadaşlarım ile üstlenmeye karar verdik ve kısa bir süre önce C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesini kurduk.

Yazının bu kısmında hemen C41’in anlamını belirtip merakınızı gidereyim istedim:
“C41, renkli negatif fotoğraf filmi için kullanılan standart banyo prosedürünün kod numarasıdır.”

***

C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesini şöyle tanımlıyoruz:

C41 LOGO-BANNER-1

Antalya’nın genç kuşak fotoğrafçılarından Volkan Sorkun ve M.Uğur Umay tarafından 2013 yılının Aralık ayında kurulmuştur.

Profesyonel bir fotoğraf çekim stüdyosu olarak hizmet veren C41, aynı zamanda Görsel Sanatlar konusunda eğitim olanağı sunan bir merkezdir.

Yaratıcı Fotoğrafçılık Atölyesi’nin yanı sıra, Grafik Tasarım ve Resim alanlarında kurs ve danışmanlık hizmeti sağlamaktadır. Alanlarında uzman sanatçılar tarafından verilen eğitimler; bireylerin yaratıcı ve kaliteli sanata yönelmesini amaç edinmiştir.

Sanatçılara sergi danışmanlığı ve içerik hazırlama hizmeti de veren C41’in bir başka özelliği ise, Kurumsal Kimlik, Fotoğraf ve Tanıtıcı Görsel Tasarım Hizmetleri konularında, danışmanlık ve üretim yapan bir marka olmasıdır.

***

Görüldüğü gibi C41 oldukça kapsamlı bir kavram. Antalya’da bir şekilde gücünü arttırmaya başlayan sanat faaliyetlerine katkı sağlamak ve “Kaliteli Sanat” sloganı ile hareket etmek amaçlarımızın başında.

***

C41 KADROSU

grunge interior

Volkan Sorkun

Ankara doğumlu olan Volkan Sorkun’un fotoğrafçılığa başlaması üniversite yıllarına denk gelmiştir. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarım Makineleri Bölümü mezunudur. 2009 yılından itibaren fotoğrafçılığı profesyonel olarak icra etmeye başlamıştır. Ürün, reklam-tanıtım, moda, özel gün alanlarında ürettiği işlerin yanı sıra, duman ve su damlaları ile denemeler yapmaktadır. Mekanik yeteneğini fotoğrafçılıkla birleştiren Sorkun, birçok el yapımı ekipman üretmiştir. Pratik çözümleri ve etkili ışık kullanımı ile dikkat çeken bir fotoğraf sanatçısıdır.

C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesinde, Yaratıcı Fotoğraf Atölyesinin uygulama eğitmenidir.

Ekstrem sporları ile yakında ilgilidir ve üç yıldızlı bir dalgıçtır.

Portfolyosu: http://500px.com/volkansorkun

***

grunge interior

M.Uğur Umay

Ankara’da doğup büyümüş olan Umay, Gordion Academy Caz Okulunda müzik eğitimi almıştır. 2005 yılında Bodrum’da yaşadığı dönemde fotoğrafçılığa bir eskici dükkânından aldığı analog makine ile başlamıştır. Görsel Sanatlara olan ilgili fotoğraf ile sınırlı olmamıştır. Karikatür, karakalem resim, kaligrafi gibi alanlarda çalışmalar yapmıştır. Elektronik cihazlara ve dijital yazılımlara olan ilgisini görsel sanat çalışmaları ile bir araya getirmiştir. Yurtiçinde ve yurtdışında ürettiği birbirinden farklı panorama fotoğraflar ile tanınmaktadır. 2009 yılından beri fotoğraf kulübü yöneticisi, fotoğraf eğitmeni, dergi yazarı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Üç tane kişisel sergisinin yanı sıra, birçok fotoğraf gösterisi ve söyleşisi gerçekleştirmiştir. Fotoğraf Temelli Dijital Sanat, Yeni Medya Sanatı, Multimedya Tasarım konularında çalışmalarını sürdürmekte, yazılı ve görsel birçok doküman üretmeye devam etmektedir. Ticari çalışmalarını tanıtım fotoğraflarında sergilemektedir.

C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesinde, Yaratıcı Fotoğraf Atölyesinin teori eğitmenidir.

Portfolyosu:  http://www.digitalfoxy.com

***

grunge interior

Ayfer Umay

Fotoğrafçılığa 2009 yılında başlayan Ayfer Umay, Antalya doğumludur. Eşi M.Uğur Umay’ın desteği ile profesyonel fotoğrafçılığa yönelmiştir. Işık kullanımı ve kurgu yeteneklerini özel gün fotoğraf çekimlerinde uygulamakta ve geliştirmektedir. Yeni evlenecek çiftler konseptler geliştirmektedir. Bale Okulları için sahne ve sahne arkası çekimler yapmıştır. Aynı zamanda doğum fotoğrafları da çekmektedir. Kısacası “özel anlara dair” tüm karelere imza atmaktadır.

C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesinde, Özel Gün Fotoğrafçılığı hizmetlerinden sorumludur.

Uzman hemşire ve reiki öğrencisidir.

***

grunge interior

İlyar Şayık

Antalya doğumlu olan İlyar ŞAYIK, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü mezunudur. Halen Akdeniz Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Anasanat Dalı Master Programına devam etmektedir. 2008 yılından bugüne Görsel Sanatlar öğretmenliği yapmaktadır. Eserleri iki farklı atölye sergisinde yer almıştır. Eserlerinde genellikle Pop Sanat etkileri gözlenmektedir.

C41 Fotoğraf ve Görsel Sanatlar Atölyesinde Resim Atölyesi eğitmenidir.

***

C41‘de buluşmak üzere…

Facebook Sayfası: https://www.facebook.com/C41atolye
F
acebook Grubu: https://www.facebook.com/groups/c41sanat

Sağlıcakla kalın.
MUU

Contemporary İstanbul’13

Türkiye’nin en önemli Çağdaş Sanat buluşması olan Contemporary İstanbul’13, bu sene hem sanatçıları ile olsun, hem de getirdiği yeniliklerle olsun, sanatseverlere ve sanatçılara baş döndürücü bir süreç yaşattı.

01

02

Lütfü Kırdar Kongre Merkezinde 7-10 Kasım tarihleri arasında 8. kez düzenlenen fuarda bu sene “fuar içinde fuar” düşüncesi ile ortaya çıkan “Plug-In Istanbul” bölümünü CI’13 başkanı Ali Gürel’in bir röportajında öğrendikten sonra oldukça merak etmiştim. Öyle ki meraklı bekleyişimin sonuçları da harika oldu.

Video, yeni medya ve genel anlamda dijital sanatın bütün tarzlarına adanmış Plug-in Istanbul; ses ve ışık enstalasyonları, etkileşimli ve jeneratif sanat işleri 1.000 m2’lik bir alanda buluşturdu. Galerileri, tasarım ve mimari stüdyolarını ve bu alanlarda çalışan yazılım ve teknoloji firmalarını projeye çekerek dijital sanatın en iyi örneklerini bir araya getirdi. Videoformes (Fransa), Video Brasil (Brezilya), Av-arkki (Finlandiya), Maraya art (Sharjah), Blink Video (Almanya), Perte de Signal (Kanada), Open Show Studio (Yunanistan), Designcollector (Rusya), Art By Chance (Türkiye), Sedition (İngiltere), Kasa Galeri (Türkiye), Field Studio (İngiltere), Curator’s Office (ABD), Elmsly (İngiltere), Grid (Türkiye) aralarında olmak üzere 14 ülkeden 24 katılımcı ve 80’in üzerinde sanatçı konuk oldu.

Bu bölümde en çok ilgimi çeken Volkan Kızıltunç’un Merkür Galeri standında yer alan, Göz Kamaştırmayan isimli çalışmasıydı.

08

Fotoğraf eğitimi almış olan Volkan Kızıltunç bu videoda fotoğrafın iki boyutlu sınırları konusunu ele alıyor ve hareketli görüntü ile durağan görüntü arasında şiirsel bir bağ kuruyor. Poz sürelerine bağlı olarak insanların uzun süre sabit durmak zorunda kaldığı fotoğrafların başlangıç yıllarını anımsatan videodaki figürler de aynen o zamanki gibi “an” üzerinde bir kırılma yaratan minimalist mimikler eşliğinde hareketsiz duruyorlar. Fotoğraflarının çekildiğini sanan kişiler, aynı zamanda bir gözlemleme ve düşünceye dalma sürecini temsil ediyor.

Plug-In Istanbul bölümündeki hemen hemen tüm işler ilgimi çekti. New Media Art, Digital Art trendlerinin tüm örneklerini görme şansı buldum.

***

Diğer bölümleri dolaşmaya başladığım zaman ilk olarak “fotoğraf” işlerine göz gezdirmek istedim ve soluğu Elipsis Galeri standında aldım. Geçen seneye nazaran bu sene 10 fotoğraf sanatçısı ile fuara katılan Elipsis Galeri’deki işler oldukça iddalıydı.

Ardından Villa Del Arte standında, yaptığı hiper-foto kolajlarla ünlenen Jean Francois Rauzier’in, İstanbul’un çeşitli yalılarını bir araya getirilip ortaya çıkarttığı muazzam işin karşısına geçtim. Yalıların birisinde Başbakan Erdoğan balkondan etrafa bakıyordu.

-fener-bayragina-itirazim-var--3763051

 Yalılar dışındaki diğer işleri de oldukça iddialıydı diyebilirim. (Zaten yakın sanat tarihinin muazzam işlerini üreten bir isim)

***

Fuardaki birbirinden güzel işlere odaklanmışken birden dikkatimi, ünlü karikatürist Bahadır Baruter’in çalışması Uykusuzlar çekti.

06-BAHADIR BARUTER

Türkiye’nin Cumhurbaşkanlarını anlatan çalışma epeyce ilgi topluyordu.

Bu arada Contemporary İstanbul’a bu sene 748 sanatçı, 3000 eser, 22 ülkeden 95 çağdaş sanat galerisi ile beraber 13 sanat kurumu ve 8 sanat inisiyatifinin katıldığını hatırlatmak isterim.

Bu sene 67 bin ziyaretçi ağırlayan fuarın yine ana sponsorluğunu Akbank Private Banking, ortak sponsorluğunu ise Zorlu Center ve Yıldız Holding üstlendi.

***

23

22

18

17

***

Birbirinden güzel enstalasyon çalışmaları bu sene de kendini göstermişti.

10

04

07

***

Mine Sanat Galerisinde yer alan işleri ile Gürbüz Doğan Ekşioğlu, beni kendisine hayran bıraktı. Sanatında mizahi bir dil ve siyasi inciler barındıran kişiliği ile kendisini daha yakın takip etmem gerektiğini bana gösterdi.

Aşağıda kendisine ait işleri biraz anlatayım:

13-GÜRBÜZ DOĞAN EKŞİOĞLU

Sol: “Çarşının Genç Kızı” isimli çalışması Gezi Parkı olaylarında bir ara gelen taraftar gruplarını anlatıyor.
Orta: “Harikalar Diyarında Merdiven” isimli çalışması bir kara mizah ürünü.
Sağ: “Diren” isimli çalışması betonun altındaki gökkuşağı ile çok şey anlatıyor.

12-GÜRBÜZ DOĞAN EKŞİOĞLU

Sol: “Uçurum” çalışmasında sınıf ayrımı çok güzel ifade edilmiş.
Sağ: “Muhafazakart” isimli çalışmasında fotoğrafın çerçevesi çiviyle kırılmış.

11-GÜRBÜZ DOĞAN EKŞİOĞLU

Sol: “Sandık” çalışmasında içi makarna dolu şeffaf bir sandık karşımızda.
Sağ: “Taş Yerinde Ağırdır ” çalışması bir yağlıboya tablonun taşın konumuna göre eğri asılması ile karşımıza bir mizah anlayışı çıkartıyor.

***

Öğle saatlerinde Patika Kitap Standında, yeni yayınlanan monografi kitabı “Yeni Türkiye”nin imzalaması olan üstad Murat Germen’i ziyaret ettim ve kendisi ile hoş bir sohbete daldık. Sohbetimizin akabinde sanatçısı olduğu C.A.M Galeri’de yeni serisi Facsimile’den 9 metrelik olağanüstü Venedik çalışmasını inceledim ve hayran kaldım.

24

***

Contemporary İstanbul tüm yönleri ile sanatçıyı ve sanatı kalkındıran bir organizasyon. 180 milyon dolar değerindeki tüm eserlerin %67’sinin satılmış olması harika bir gelişme.

Fuarda  Picasso’nun “Nu allonge et tete d’homme de profil” isimli eseri 1 milyon 900 bin euro, Andy Warhol’un “Flowers” tablosu ise 900 bin euro’ya satıldı. Joan Miro’nun “Deux femmes dans la nuit” isimli eseri 390 bin euro, Robert Longo “Untıtled (Shark 7)” eseri ise 350 bin euro’yla satılırken sanatçı Ardan Özmenoğlu’nun eserlerinin Fondation Jan Michalski koleksiyonu için satın alındığı duyuruldu.

Jaume Plensa’nın 225 bin avro değerindeki “Marianna” isimli bronz heykeli, Marc Quinn’in 240 bin dolar değerindeki “Mekong Delta Ice Flows” isimli ve 260 bin dolar değerindeki “New Mexico Spring” isimli tablosu ve Juan Genoves’in 200 bin avro değerindeki “Ochenta” isimli işi, alıcı bulan yüksek fiyatlı eserler arasında yer aldı.

***

19

20

03-DANIEL CANOGAR

15

09

***

Bir Contemporary İstanbul macerası daha böylece sonuçlandı.

9. senesinde fuar 12-16 Kasım 2014 tarihlerinde sanatseverler ile buluşacak.

Yeniden görüşmek üzere.
Sanat ile kalın.
MUU

Konstrüktivizm

Konstrüktivizm (Yapılandırmacılık), 1914 yılında Rusya’da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Resim, heykel ve mimari alanlarda kendisini gösteren bu akım, Sosyalist Gerçekçilik tutumundan sonra ortadan kalkmış ve bu akımın yandaşlarının çoğunun Batıya göç etmesine neden olmuştur.

Konstrükvitizm çağdaş malzemelerle yola çıkan ve geometrik kompozisyonları kullanmıştır. Ekim Devrimi sonrası benimsenmiş ve geçmişle ilgili bağlarını kopartmıştır. Endüstriyel malzeme ve teknikleri yüceltmeyi amaç edinmiştir.

Mimari alanda etkili olamamıştır. Bu alanda tasarımdan öteye gittiği pek söylenemez. Buna rağmen Prava Gazetesinin Yönetim Merkezi, Konstrüktivist bir yapı olarak kabul edilir. Bu sanat akımında yapılaşamayan tasarımlar modern mimarlığın gelişmesinde son derece etkili olmuştur.

panteleimon-golosov-pravda-newspaper-factory-designed-1920s-built-1930-1935

Resim ve heykel alanında konstrüktivizm çok daha verimlidir. Ünlü Konstrüktivistler arasında A. Pevsner, N. Gabo, Kazimir Maleviç, L. Moholy-Nagy adları sayılabilir.

Bu sanat akımında genel olarak görülen; geometrik hatlar, keskin detaylardır. Konstrüktivist bir yapı tasarımı, çizimi ve yapımı ile iddialı olmayı amaçlamıştır. Şekil olarak sahip olduğu iddianın yanı sıra, işlevselliğe de önem verdiği bilinmektedir.

Çizim alanında birçok afiş tasarımında örneklerine rastlanan Konstrüktivizm, 1980’li yılların sonuna doğru ortaya çıkan post-modern mimari akım “Dekonstrüktivizm”in gelişmesinde de etkili olmuştur.

Phillip Johnson ve Mark Wigley, Dekonstrüktif Mimari adlı kitabında Konstrüktivizm hakkında şunları yazmıştır:

“Konstrüktivist eğik ve çapraz çizgi motifleri kullanılarak duvarın sembolik olarak parçalanması çizgileri tanımlayan duvarın yok olmasına sebep oluyor….Son derece belirgin olan bu kaotik durum çizgiyi tanımlayan duvarın inşa edilmesini yani çizginin alyapısının oluşmasını sağlıyor. Bu içsel karmaşıklık çizginin varolmasını sağlarken aynı zamanda o çizginin, duvar üzerinde çentikler gibi, parçalanmasını da beraberinde getiriyor.”

Mimari Tasarım Alanında Örnekler:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Resim Alanında Örnekler:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Heykel Alanında Örnekler:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.